Türkiye türler listesi
Karakulak: Türkiye'nin yabani kedilerinden, Doğu Karadeniz Bölgesinde rastlanır.
Afalina (Tursiops truncates)
Türkiye Faunası, hayvanlar âleminin Türkiye sınırları içerisinde yaşayan üyelerinin tümüdür. Birçok farklı hayvan türünü barındırması ile dikkat çeker. Anadolu'nun Asya ile Avrupa arasındaki konumu bunda başlıca etkendir. Farklı iklim özelliklerinde coğrafi bölgelere sahip olduğu için, bitki örtüsünün diğer Orta Doğu ülkelerine göre daha zengin (850 cins altında toplanan 9.000 tür bitki) olması ise diğer önemli etkendir ve bu yüzden, farklı iklim ve besin ihtiyacı olan birçok hayvan türü kendisine uygun yaşam alanı bulabilmektedir.
Böylece, Türkiye'de yalnızca Akdeniz direyinin değil, Orta ve Doğu Avrupa, Orta Doğu, Kafkaslar ve Arap Yarımadası direylerinin de tipik türleri bulunmaktadır. Ayrıca Avrupa ülkeleri ile karşılaştırıldığında, çok daha fazla memeli tür barındırır ve bu da Türkiye direyinin ne tipik Avrupa direyine ne de tipik Orta Doğu direyine sınıflandırılabildiğini gösterir.
Türkiye direyine ait 160 memeli, 418 kuş, 120
sürüngen, 22 kurbağa, 127 tatlısu balığı, 384 deniz balığı olmak üzere toplam
1230 civarında omurgalı tür tanınır. Ama bu türlerin bazıları tamamen tükenmek
üzeredir, bazıları da tehlike altında bulunmaktadır.
Konu başlıkları |
[değiştir] Tarih
[değiştir] Son 250 milyon yıl
Bilimsel verilere göre, dünyanın tüm kıtaları günümüzden 250 milyon yıl önce Pangea adı verilen tek bir kara parçasından koparak oluşmuştur. Bu tek kıta parçası zamanla parçalanmış ve böylece canlı biçimlerin kıtalardaki dağılımı gerçekleşmiştir. Bu parçalanma sürecinde ilk memelilerin görülmeye başladığı 65 milyon yıl öncesi, Anadolu yarımadası için de önemli bir tarihtir. Bu süreçte Anadolu yarımadası defalarca Avrupa ile bağlantı kurmuş ve tekrar ayrılmıştır. Böylece Anadolu yarımadasının denizleri de çok kez görünüm değiştirmiş, denizin defalarca yükselip alçalması sonucu, Karadeniz bazen Hazar denizi ile birleşmiş, bazen de diğer denizlere bağlantısı olmayan bir göl hâline gelmiştir.
Avrupa'nın son iki milyon yılda geçirdiği buzul
devirlerinde soğuktan kaçan hayvan türleri Balkanlar ve Kafkasya üzerinden
Anadolu'ya gelmişlerdir. Kuzeyden gelen bu göçlerin yanı sıra güneyden ve
doğudan da bazı hayvan türleri Anadolu'ya göç edip yerleşmiştir. Güneyden gelen
bazı çöl hayvanları, Anadolu'nun güneyinde bulunan sıradağları aşamayıp sadece
güneye yerleşmiştir.
[değiştir] Son 2500 yıl
M.Ö. 300 yıllarında gittikçe büyüyen Roma İmparatorluğu Anadoluyu da sınırları içine almıştır. Romalılar da, kendilerinden önce hüküm sürmüş halkların başlattığını sürdürerek silah, ev ve gemi yapımı için Anadolu'nun uçsuz bucaksız ormanlarını daraltmaya devam etmişlerdir. Ayrıca Romalıların meşhur sirk gösterilerinde savaş tutsaklarının yanında çok sayıda vahşi hayvan insanlara karşı dövüştürülüp öldürülmüştür. İmparatorluk topraklarından vahşi hayvanların yakalanıp Romaya götürülmesi bol para getiren bir uğraş olmuştur. Aylarca süren yolculuklara çoğu hayvan katlanamayıp yolda ölmüş, sadece onda biri canlı olarak Roma'ya varmış, Roma'da her haftasonu binlerce vahşi hayvan gösterilerde katledilmiştir.
Bu dönemde batı ve güney Avrupa'da, ama özellikle
Anadolu'da birçok hayvan türünün soyunun tüketilmiş olduğu kabul edilir.
Örneğin: Asya fili. (Türkiyede nesli tükenen
diğer türler)
[değiştir] Memeliler (Mammalia)
Bozayı (Ursus arctos)
Bu alt başlığın ana maddesi:
Yukarıda tarih başlığı altında, Türkiyede bulunan tür zenginliğinin nedeni açıklanmıştır. Böylece Türkiyede 160 civarında Memeli Hayvan türü yaşamaktadır, ve yapılan araştırmalarla bu sayı her an artabilir. Anadolu, tarihinde daima geçiş noktası ve sığınak olmus olması nedeniyle çok sayıda türü barındırır. Türkiye'nin Avrupa ülkeleri ile karşılaştırıldığında, diğerlerinden daha fazla memeli türleri barındırdığı göze çarpar:
|
Ülkeler |
Memeli Türlerinin
Sayıları |
|
160 |
|
|
120 |
|
|
115 |
|
|
110 |
|
|
94 |
|
|
50 |
|
|
42 |
Türkiye direyinde yer alan başlıca memeli
hayvanlar içinde en büyük grubları kemirgenler, yarasalar ile böcekçiller
teşkil eder.
Bazı örnekler:
|
Altın çakal (Canis aerus) |
Tırtak (Delphinus delphis) |
Çengel boynuzlu dağ keçisi (Rupicapra rupicapra) |
Su samuru (Lutra lutra) (ya da Su iti) |
[değiştir] Balıklar (Pisces)
Yayın balığı, 3 metreye varan boyu ile Türkiye'nin en büyük tatlısu balığıdır.
Türkiye'de bulunan balık türlerinin ayrıntılı listesi için buraya bakınız:
- Türkiye Türler Listesi/Kemikli Balıklar (Osteichthyes)
- Türkiye Türler Listesi/Kıkırdaklı Balıklar (Chondrichthyes)
Türkiyede 127 tatlısu balığı ve 384 deniz balığı
türü bulunmaktadır.
[değiştir] Tatlısu balıkları
Türkiye'nin tatlı sularında en yaygın olan balık türleri hiç şüphesiz alabalıklar ve sazangiller familyasına ait olan ak balık ve üç ayrı türü ile Bıyıklı balık türleridir, ve neredeyse Türkiye'nin her bölgesinde her derede ve çayda bulunurlar. Bunların yanında sazangiller familyasına ait sazan balığı, çapak balığı, tahta balığı, kadife balığı, kızılkanat, kızılgöz gibi türler bulunur. Türkiye'de birçok alabalık türü mevcutdur. Bunlardan Abant alası, Anadolu alası gibi bazıları sadece Türkiye'de bulunurlar. Tatlı suların en yaygın yırtıcı balıkları yayın balığı, turna balığı, sudak balığı, yılan balığı ve tatlısu levreğidir. Türkiye'nin güneydoğusunda yayın balığının bir de Mezopotamya yayını diye ikinci bir türü bulunur. Ayrıca Türkiye'nin diğer bir yerlisi olan kangal balığı, cilt hastalıklarına karşi şifalı olması ile dünyaca ün kazanmıştır. Kefal adını taşıyan ama aslında sazangiller familyasına mensup olan inci kefali sadece Van Gölünde bulunan bir yerli balık türüdür.
Ticari açıdan en önemlileri sazan, gökkuşağı alabalığı, ak balık ve yayın
balığıdır. 1970li
yıllarda gökkuşağı alabalığının Kuzey
Amerika'dan Türkiye'ye getirilmesi ve devlet tarafından üretimi
desteklenmesinden sonra Türkiye'de büyük kapsamlı yetiştirilmeye başlanmıştır.
Türkiye'nin her yerinde alabalık yetiştiriliciğine rastlamak mümkündür. Ayrıca
yayın balığı da havuzlarda üretilmeye başlanmıştır.
Bazı örnekler:
[değiştir] Deniz balıkları
Türkiye'nin denizlerinde bulunan en büyük balıklar boyu 7-8 metreye ve ağırlıkları 1,5 tona varabilen Mersin morinası, 500 kiloya varan mavi kanatlı orkinos ve sadece Akdeniz'de nadir rastlanan ve eti yenilmeyen ay balığı (3 ton). Bunların yanında bazı köpek balıkları da çok büyük olabilirler: özellikle beyaz köpek balığı (7 metre, 1,5 ton).
Ticari açıdan en önemli balıklar hamsi, kefal, istavrit, barbunya, sardalya, uskumru, mezgit, sargan, kalkan ve çipura
türleridir. Ayrıca çipura Türkiye'nin Ege kıyılarında çok başarılı bir şekilde
suni olarak da yetiştirilmektedir.
Bazı örnekler:
[değiştir] Amfibyumlar (Amphibia)
Bu alt başlığın ana maddesi:
Kırmızılı kurbağa (Bombina bombina bombina)
Türkiye'de yaşayan 23 amfibyum türü
bilinmektedir. Bunlardan 9 türü semendergiller
(Salamandridae) familyasına ve böylece kuyruklu kurbağalar
(Urodela) takımına, diğerleri kuyruksuz kurbağalar
(Anura) takımına aitlerdir.
Bazı örnekler:
|
Siğilli kurbağa (Bufo bufo) |
Ağaç kurbağası (Hyla arborea) |
Ateş semenderi (Salamandra salamandra) |
Çevik kurbağa (Rana dalmatina) |
[değiştir] Sürüngenler (Reptilia)
Küpeli yılan (Natrix natrix)
Bu alt başlığın ana maddesi:
Türkiye'de varlığını sürdüren 120 civarında sürüngen türü tanılmaktadır. Bunlardan yaklaşık 40'ı yılan türüdür. Türkiye'nin yılanlarının 10'u farklı derecede zehirli, diğerleri ise zehirsizdir.
Türkiye'nin en zehirli yılanları engerekgiller familyasına aitlerdir. Türkiye'nin en zehirli üç yılanı şeritli engerek, koca engerek ve boynuzlu engerek türleridir. Ama Coluber cinsine ait olan türlerde, zehirli olmamalarına rağmen fazla üzerilerine yürünüldüğünde agresif olabilirler. Zehirsiz dişleri ile ısırıp, ısırdıktan sonra bile dişlerini etin içinde oynatıp, açtıkları yarayı ve insana verdikleri acıyı büyütmeye çalışırlar. Ama genelde hiçbir yılan nedensiz olarak ısırmaz ve insanlardan mümkün oldukça kaçmaya çalışır.
Türkiye'nin en yaygın kertenkele türleri Lacerta
cinsine aitdir. Kaplumbağaların en yaygını ise tosbağadır.
Bazı örnekler:
|
Geniş parmaklı keler ya da Türk keleri (Hemidactylus turcicus) |
İstanbul kertenkelesi (Lacerta sicula) |
Mısır kobrası ya da çöl kobrası (Walterinnesia aegyptia). Türkiye'de bulunan tek kobra türüdür. |
Yeşil kaplumbağa (Chelonia mydas) |
[değiştir] Kuşlar (Aves)
Saka kuşu (Carduelis carduelis)
Küçük akbaba (Neopron percnopterus)
Bu alt başlığın ana maddesi:
Türkiye'nin farklı iklimli bölgeleri birçok farklı kuş türlerinin yaşamaları için elverişlidir. Türkiyede 418 kuş türü tespit edilmiştir. Bunların 302 türü Türkiye'de yumurtlamakta, diğerleri ise ziyaretçi göçmen kuşlardır. Türkiye'de geçici veya kalıcı olarak barınan kuş türü çeşitliliğinin 3/4'ü kızılırmak ve Bafra ovası deltasında bulunmaktadır.
Türkiye'de, Avrupa ve Kuzey Asya'nın göçmen kuşlarının kışladığı önemli bölgeler bulunmaktadır. Birçok göçmen kuş, Avrupa'dan Afrika'ya giden yolculuklarında Türkiye'yi adeta köprü olarak kullanır. Örneğin deniz üzerinden uçmamaya çaba gösteren Avrupa leylekleri (Ciconia ciconia) İstanbul Boğazı'nın en dar noktasından geçerek, Anadolu ve İsrail üzerinden Afrika'ya doğru devam eder.
Türkiye'de en çok kuş türünün bir arada bulunduğu ve kuşlar için en önemli sayılan bölgeler şunlardır:
- Çamaltı Tuzlası
- Sultan Sazlığı
- Darıca Kuş Cenneti
- Eğridir
- Beyşehir
- Eber
- Akşehir gölleri çevreleri
- Kızılırmak, Yeşilırmak ve Çukurovadaki lagünler
Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye'de de kuş
türlerinin büyük bir çoğunluğu ötücü kuşlar (Passeriformes) takımına aittir. Küçük
kuş türleri daha başarılı ve daha yaygınken, büyük kuş türleri tehlike
altındadır. Toy (Otis
tarda) ve kelaynak
(Geronticus eremita) Türkiye'de tehlike altında olan türler için örnek
olarak gösterilebilir.
Bazı örnekler:
|
Arı kuşu (Merops apiaster) |
Macar ördeği (Netta rufina) |
İskender papağanı (Psittacula eupatria) |
[değiştir] Ev hayvanları
Manda (Bubalus bubalis)
Hayvancılığın Türk Kültüründe çok eski kökleri bulunduğunu ve hatta günümüzde tanıdığımız bazı ev hayvanlarının Türklerin elinde evcilleştiğini biliyoruz. Eski göçebe Türkler gittikleri her yere çok sayıda hayvan ve bitki türü de taşımışlardır. Örneğin Akkoyunlu devletini ziyaret eden bir Venedik elçisinin, Anadolu'ya o zamanlarda daha yeni girmiş olan, göçebe Osmanoğulları üzerinde yaptığı bir sayısal listede, osmanlıların sayıları yanında binlerce at, eşek, katır, deve, sığır, koyun, keçi, kaz, ördek, tavuk, köpek, kedi, kartal, şahin ve hatta 12 adet evcil av leoparı gözükmektedir.
Türk tarihinde çok önemli bir rolü olan ve Türklerde çok eski bir geleneği olan at yetiştiriciliği göçebelikten yerleşik kültüre geçişte önemini kaybetmiş ve 20'nci yüzyılda otomobillerin yayılması ile kaybolacak kadar azalmıştır. Bunun yanında, deve ve manda (camuz) gibi taşıyıcı hayvanlar da motorlu tarım araçlarının yayılması ile azalmaya başlamışdır. Türkiye'de ev hayvanı olarak yetiştirilen mandaların sayısı 1982 yılında 1.002.000 iken, 2002 yılına kadar 138.000'e düşmüştür.
Günümüzde en yaygın ev hayvanları koyun, sığır,
keçi, tavuk, kaz ve ördektir. Manda, eşek ve at, artık nadir rastlanan ev hayvanları
olmuşlardır. Bunların yanında alabalık, yayın balığı, sazan, çipura gibi
balık türleri; arı
ve ipek böceği gibi böcek türleri de Türkiye'de
yetiştirilmektedir. Türkiye'de birkaç deve kuşu
yetiştiricisi bulmak da mümkündür.
Bazı örnekler:
[değiştir] Soyu tükenmiş türler
Anadolu parsı (Panthera pardus tulliana). Resimde görülen (1979) ve "Benekli" adı verilen Anadolu parsının hiçbir zaman insan parçalamadığını artık biliyoruz.
Türkiyede nesli tükenen memeliler arasında en ilginçleri Asya aslanı (Panthera leo persica), asya fili (Elephas maximus), kafkas öküzü (Bison bonasus caucasicus), Hazar kaplanı (Panthera tigris virgata), Anadolu parsı (Panthera pardus tulliana), ve çita (Acinonyx jubatus raddei) türleridir.
Asya fili ve yaban öküzü, Anadolu'da, İ.Ö 1. yüzyıl başlarına kadar yaşamışlardır. Türkiye'nin en son kaplanı 1970'de Hakkari Uludere'de, en son Anadolu parsı da yine 1970'li yıllarda vurulmuştur. Anadolu'nun batı, orta, güney ve güneydoğu bölgelerinde yaşamış olduğu bilinen aslan ise en son 19. yüzyılın ikinci yarısında görülmüştür. Güneydoğu Anadolu'da yaşayan çita da 19'ncu yüzyıldan sonra bir daha görülmemiştir.
Türkiye'de 8 kuş türü son 50 yıl içinde ortadan
kaybolmuştur. Bunlardan mezgeldek, yakalı toy ve yılanboyun kuşlarının
soyunun tükendiği resmen açıklanmıştır. Bunların haricinde, yeterince
araştırılmadığı için soyu tükenip tükenmediği kesin olarak bilinmeyen türler
vardır; bunlar kunduz,
sığın ve su samurudur.
Bazı örnekler:
|
Asya fili (Elephas maximus): Anadolu'da I.Ö. 100 de soyu tükenmiştir. |
Çita (Acinonyx jubatus) Türkiye'de en son 19'ncu yüzyılın sonlarında görülmüştür. |
Bir dişi Asya aslanı (Panthera leo persica). Türkiye'de en son 19'ncu yüzyılın sonlarında görülmüştür. |
Yakalı toy (Chlamydotis undutula). Son on yılın içerisinde Türkiye'de ortadan kaybolmuştur. |
[değiştir] Tehlike altında olanlar
Kara akbaba (Aegypius monachus), Türkiyede artık sadece 100 çifti kalan bu türün, doğadaki leşleri ortadan kaldırıp böylece salgın hastalıklarının yayılmasını önlemekte önemli payı vardır.
Sığın (Cervus dama). Akdeniz bölgesinin dağlık ormanlarında az sayıda hala var olduğu umut edilir. Ama Türkiyede nesli tükenmiş de olabilir.
Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Zooloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkut Kıvanç Türkiye'de önemli bir yaşam alanı habitat tahribi hâlâ devam etmekte ve birçok hayvanın neslinin tehlike altında olduğuna dikkati çekmektedir:
"Bilinçli bir koruma olmazsa, doğal hayat bir gün bitecek. Sivrisineğin bile korunmaya ihtiyacı var. Ama yasaklar dinlenmiyor. Bu gidişle doğa diye bir şey kalmayacak"
Onsekizmart Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi'nden Doç Dr. Ali İşmen de denizlerde kirliliğin her geçen gün türleri tehdit ettiğini, Karadeniz ve Marmara'dan sonra, son zamanlarda Akdeniz'de de kirliliğin arttığına dikkati çeker.
Yaşamın son 500 yıllık evriminde, biyosferin hiç bu kadar tahribata uğramadığını vurguluyan Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Zooloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Sıkı ise bu konu hakkinda şunları söylemistir:
"Bütün canlıların yaşamlarını sürdürebilmeleri için kesinlikle insana ihtiyacı bulunmaz, ama insanın yaşamını sürdürebilmesi için en küçük hücreliden yırtıcılara kadar bu canlılara ihtiyacı var. Eğer habitat (hayvanların yaşam ortamı) tahribatı, plansız nüfus artışı, yapılaşma, ormanların yakılması, sulak alan tahribi sürerse, birçok tür tükenme tehlikesine girer. Bir türün, dünya üzerinde ya da lokal olarak bulunduğu bölgede yok olmasının kötü sonuçlarını kimse kestiremez. Bu, yakın zamanda da ortaya çıkmaz. Örneğin bizi rahatsız eden karasinek birden ortadan kalksa, her tarafı hayvan leşleri götürür. Ya da baykuşların yok olduğunu düşünelim; o zaman tarla fareleri üzerindeki baskı kalkar."
Türkiyede 8 kuş türü son 50 yıldır gözlenmezken,
bunlardan 4 türün soyunun tükendiği kabul edilmiştir. Biyologlara göre, mezgeldek, yakalı toy, yılanboyun kuşları
artık yok. Flamingo
ve tepeli pelikan türleri
ise büyük tehlike altında bulunmaktadırlar. Bilimciler denizlerde de aynı
tehlikenin devam ettigini söylemektedirler. Yunuslar ve fok, deniz alaları,
işkine ve mersin balıkları, beni balığı, büyük ve küçük ayı istakozları, deniz
kaplumbağaları, süngerler, pina, kırmızı yıldız, triton, denizatı, deniz
kulağı, kırmızı ve siyah mercanlar, posidonai ve zostera da tükenme tehlikesi
içindedirler. (Kaynak: 08.08.2003 Hürriyet Gazetesi)
[değiştir] Tehlikeli olanlar
Güney avrupa çiyanı (Scolopendra cingulata): Zehiri öldürücü değildir ama ısırdığı alanda birkaç gün süren bölgesel felçleşme yaratabilir.
Türkiye'nin en tehlikeli hayvanları aslında düşünüldüğü gibi Boz ayı ya da Kurt gibi Yırtıcımemeliler değil zehirli akrep, kırkayak, örümcek ve denizanası gibi küçük türlerdir. Ayı, Kurt, Vaşak ve Çakal gibi hayvanlar daima insanlardan mümkün oldukça uzak durmaya çaba gösterirler. Yıllık istatistiklerde Türkiye'de yırtıcı bir hayvan tarafından öldürülen kimse görülmezken, her yıl onbinlerce insanlar sivrisinek ve kene gibi küçük haşerelerin insanlara geçirdikleri hastalıklara yakalanıp, bazen bu hastalıklara yenik düşerler. Bu ufak zararlı hayvanların sayılarının artmasının sebebi; çoğunlukla, insanlar tarafından doğal düşmanlarının sayılarının azaltılıp, tabiatın dengesinin bozulmasıdır.
Özellikle yılanların tehlikeli hayvan olarak görülmesinden dolayı, Türkiye'de her yıl onbinlerce yılan katledilir. Oysa Türkiyenin 40 yılan türü arasında sadece 10 tanesi farklı derecede zehirlidir ve avlanırken zehirlerini fare, keme ve kuş gibi hayvanları uyuşturmak için kullanırlar. Yılanların azaltıldıkları bölgelerde, kemelerin ve farelerin sayılarında patlama olmakla birlikte, asıl zarar o bölgenin tarım alanında meydana gelmektedir.
Türkiyede yaşayan hiçbir yılan türünün zehiri insan öldürmeye yetecek kadar güçlü değildir. Ama ısırıldığı takdirde yine de derhal doktora gitmek gerekir. Türkiye'nin en zehirli iki yılanı Koca engerek ve şeritli engerek türleridir. Zehirleri çok yakıcı ve acı vericidir. Ateşin yükselmesine ve mide bulanmasına yol açabilir.
Kurtlar ve ayılar da, eğer yaşadıkları çevrenin dengesi bozulmamışsa ve kuduz değillerse insanlardan korkar ve uzak dururlar. Ancak fazla sert kış aylarında uzun süre aç kaldıklarında yerleşim yerlerine yaklaşıp, orada köpek ve diğer ev hayvanları avlayıp ya da insanların (onlar için) iştah açıcı kokan çöplerini karıştırarak açlıklarını gidermeye çalışabilirler.
Bazı örnekler:
[değiştir] Yabancı Türler (Neozoon)
Amerikan hamamböceği (Periplaneta americana) özellikle limanlara yakın bölgelerimizde, artık Türkiyenin yerli hamamböceği olan Karafatma'dan (Blatta orientalis) daha sık görülmektedir.
Gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss): Balık yetiştiriciliği için çok uygun olan bu türün memleketi Kuzey Amerikadır. Yerli alabalık türlerden daha obur ve agresifdir. Diğer balıkların yumurtalarını ve yavrularını yiyerek yerli türleri yok edebilir.
Küreselleşmenin hızla ilerlediği dünyamızda kıtalar arası taşımacılığın istemeyerek türleri yaymakta yardımci olması dünyanın her yerinde mühim bir sorun olmuştur. Yabancı türler ait olmadıkları bir doğa çemberine katıldıklarında çoğunlukla sorun yaratırlar. Memleketlerindeki ortamda, evremlerinin sürecinde kendilerine uyum sağlamış türlerle bir çemberin içinde yaşarlar, ama ait olmadıkları bir ortamda onların kabiliyetlerine karşı kendini koruyamayan türlerle karşılaşır, kendilerinin sayılarını kontrol altında tutan doğal düşmanlarından uzak kalır ve böylece diğer türlerin soyunu tüketip hızla yayılabilirler.
Yabancı türler çoğunlukla üç yol üzerinden dağılırlar:
- Deniz taşımacılığı/Balast suyu
- Baştan salınmak istenen egzotik ev hayvanlarının doğaya salınması.
- Yetiştirildikleri kapalı alanlardan kaçmaları.
Örneğin bir Çin limanında yükünü boşaltan bir gemi dengesini sağlamlaştırmak için orada geminin depolarına oranın denizinden tonlarca balast suyu pompalar. Bu suyun içinde balıklar, yumuşakçalar ve kabuklular gibi yüzlerce tür bulunur. Sonra örneğin Seyhan limanına vardığında bu suyu denize boşaltıp tekrar yük almaya başlar. Ya da bir kıtadan diğer kıtaya giden karton paletleri ya da meyve-sebze kasaları aralarında da böcek, örümcek, fare ya da yılan türleri bulunabilir. Avrupa Birliğinin limanlarında bunu önlemek için görevlendirilmiş memurlar vardır. Bunlar başka kıtalardan gelen paletleri incelerler.
Karadeniz’de, Pasifikten gelen bir çeşit deniz anası Mnemiopsis leidyi karadenizin en önemli ticari balığı olan hamsinin stoklarına zarar vermiş ve toplam 26 balık türünün yok olmasına sebep olmuştur. Tropikal bir alg olan Caulerpa taxifolia orijinal yetişme sahası olan Monako'daki akvaryumundan çıkıp, Akdeniz kıyılarının 40 milyon metre karelik kısmına yayılması ve günümüze kadar hala önlenememiş olan bir ekolojik felakete yol açması bunun diğer bir örneğidir. Son onyıllarda Türkiye'de yayılan Su maymunu veya Sakarca gölünde tutulup haberleri medyaya yansıyan Piranhalar da örnek olarak gösterilebilinir.
Bu metin GNU Özgür Belgeleme Lisansı ile lisanslandırılmıştır (bu lisansın gayrı-resmî bir Türkçe çevirisi mevcuttur)."Türkiye_Faunası" adlı Vikipedi maddesinden alıntı yapmaktadır.






